E-Posta Gönder info@kasder.org.tr
iletişime geç +90 212 663 86 86
BAĞIŞ YAP

Ulusal Kongre ve Sempozyumlar

Her yıl düzenlenen Ulusal Sinirbilimleri Kongresi’nin dokuzuncusu 13-17 Nisan 2010 tarihleri arasında Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

İlgili program aşağıdadır.

9. Ulusal Sinirbilimleri Kongre Programı

45. Ulusal Nöroloji Kongresi, KASDER Genel Başkanı Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in katılımıyla 10–15 Kasım 2009 tarihleri arasında Antalya Su Sesi Otel ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplam 20 yarım gün, 6 tam gün kurs organize edildi. Kurslar ve kongre oturum programları bilimsel çalışma gruplarınca düzenlendi.

Türk Nöroloji Derneği tarafından gerçekleştirilen kongre kapsamında 3 ana oturumun biri 2009 yılında nörolojinin önemli alanlarından biri olan “Hareket Bozuklukları”na ayrıldı. 2 ana oturumda ise yurt dışından ve Türkiye’den bilimsel literatüre önemli katkıları olan ve kendi konularında önder konuşmacılar, uzmanlara hitap etti.

Gelenekselleşen “in the region” çalıştaylarında davetli komşu ülke temsilcileri ile nöroetik ve bölgemizde kadın ve nörolojik hastalıklar tartışıldı, bölge deneyimleri paylaşıldı.

Sözel ve poster sunumlarda, Türkiye’nin her bölgesinden nöroloji uzmanları ve asistanlar, çalışmalarını sunma ve tartışma olanağı buldu. En iyi sunumlar TND tarafından ödüllendirildi.

46. Ulusal Nöroloji Kongresi 4–9 Aralık 2010 tarihlerinde Antalya’da yapıldı. Oturumlarda yurt dışından ve Türkiye’den bilimsel literatüre önemli katkıları olan ve kendi konularında önder konuşmacılar yer aldı.

KASDER kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr.Coşkun Özdemir kongreye Türk Nöroloji Derneği’nin “Onursal Konuğu” olarak katıldı ve 6 Aralık 2010 sabahı düzenlenen açılış töreninde Türk Nöroloji Camiası adına kendisine “Bilim ve Hizmet” ödülü sunuldu.

Nöromüsküler Hastalıklar Çalıştayı ise 7 Aralık 2010 günü yapıldı. Çalıştayda Alper Kaya (ALS/MNH Derneği Yönetim Kurulu Üyesi), Hakan Özgül (Türkiye Kas Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi), İhsan Şengün (Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji AD) ve Stanley Appel (The Methodist Hospital Department of Neurology Houston, Texas) yer aldı. ALS hakkında yapılan anket çalışmasının sonuçlarını Alper Kaya sundu. Alper Kaya hem bir hasta hem de bir doktor olarak ALS hastalığı hakkındaki bildirisi çok ilgi çekti ve bilim dünyası tarafından ilgiyle izlendi. Özellikle tanı sonrası hastaların kullandığı yardımcı araç-gereç ve bilişim destekli ürünlerin hayatı kolaylaştırıcı özelliklerinden bahsetti.

GEÇ TANI ALAN VEYA TANI ALMADAN ÖLEN HASTALAR
Yine hastaların çoğunluğunun birden fazla doktor gezdikten sonra teşhis aldığını, bazı hastaların ise tanı alamadan hayatlarını yitirdiklerini anlattı. Stanley Appel’in kök hücre konusundaki açıklaması da çok net ifadeler nedeniyle dikkati çekti. StanleyApel kök hücre çalışmalarının henüz çok erken dönemde olduğunu ve hemen yakın gelecek için bir umut vaad etmediğini vurguladı. İhsan Şengün ise ALS’de bakım hizmetleri, rehabilitasyon ve tedavi denemeleri hakkında bilgiler sundu.

KASDER’İN SUNUMU
KASDER, söz konusu kongreye yoğun olarak üzerinde çalıştığı “Nöromüsküler hastalıklarda tanı sonrası süreçlerin yönetilmesinde roller ve hekim sorumluluğuna hasta bakışı” adını taşıyan araştırmayı ve bu araştırmadan elde edilen ön sonuçları bir bildiri ve sunum şeklinde paylaştı. Bildiri 7 Aralık 2010 Salı günü Nöromüsküler Hastalıklar Çalıştayı’nda sunuldu.
Çalışmanın hedefi ve amacından kısaca bahsetmek gerekirse: “Tanı anı, hasta hayatında bir kırılma noktası oluşturuyor. Hasta, tedavisi henüz mümkün olmayan ve giderek ilerlemekte olan bu hastalıkla birlikte yaşamını bir şekilde sürdürmek durumunda… Tanı sonrası süreç, hasta ve ailesi açısından potansiyel güçlükler, kabuslar, travmalar ve tükenişlerle dolu bir hayatı ifade edebilir. Tüm bu güçlüklerle dolu sürecin yönetilmesinde doktorlara, aileye ve toplumun diğer dinamiklerine düşen roller var. Peki kimler bu rolü ne kadar üstlenmekte ya da üstlenmeye aday olmakta?

Bu çalışmayla hedeflenen amaç:
– Tanı sonrası hastalığa sahip birey için yapılabileceklerin planlanması
– Yaşamın geriye kalan kısmında tıbbi, sosyal ve ruhsal her türlü tedbirlerin alınması
– Tanı sonrasında süreçlerin yönetilmesinde rollerin belirlenmesi ve eksiklerin tespiti
– Hasta-doktor ilişkilerine ışık tutmak
– Kas hastalarını fiziksel, sosyal ve ruhsal açıdan mümkün olabilecek en iyi duruma getirmek için farkındalık oluşturmak ve sorunlu alanları çözüme kavuşturmak.’’

KASDER bildirisi, bilim camiası tarafından ilgiyle izlenmiş ve müspet geri bildirimlerde bulunulmuş, hastaların görüş ve fikirleri paylaşılmıştır. Şu gerçek belirtilmelidir ki: bu türden bilimsel ve tıbbi boyutlardaki bir kongreye hasta ve ailelerinin oluşturduğu bir çalışmanın sunulması çok nadir yapılmaktadır. Nöroloji kongrelerinde ise bir ilktir. Kongrenin bilimi, sivil toplumu ve endüstriyi buluşturması özelliği açısından değerlendirildiğinde, kongrenin bu bakımlardan da başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

Bu arada, çalıştaya Antalya’daki üyeler Abdurahman Öğünç, Canan Arıkan, Havva Gökçe, İsmail Üstün, Mustafa Polat, Ömer İnan katılmış, manevi desteklerde bulunmuşlardır. Çalışmanın sürdürülmesi ve sonuçlandırılmasında büyük emekler harcayan hasta ve ailelerine teşekkür ediyoruz.

Ayrıca kongrede KASDER’in yer almasındaki çabaları için Türk Nöroloji Derneği’ne ve kusursuz bir organizasyonu için Flap Tour Şirketi’ne de teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından 25 Haziran 2010 tarihinde TÜBA 1. Kök Hücre Kursu ve 5. Kök Hücre Sempozyumu düzenlendi. Kurs ve sempozyuma ilgi beklenenden çok daha fazla oldu. Kök Hücre toplantılarına Türkiye’deki 63 üniversite, 50 devlet hastanesi ve araştırma merkezi olmak üzere 103 kurumdan 667 kişi katıldı ve etkinlikler büyük bir ilgiyle izlendi.

Kök Hücre Sempozyumu’nun açış konuşmasını yapan TÜBA Başkanı Prof. Dr. Yücel Kanpolat, Akademi’nin 17 yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen Türkiye’de bilimin özendirilmesi, genç bilimcilerin ödüllendirilmesi ve desteklenmesi gibi aktivitelere çok önem verdiğini söyledi. Prof. Kanpolat yabancı konuklara, konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek, sempozyuma başarılar diledi.

1. Kök Hücre Kursu
Prof. Dr. Emin Kansu, kök hücrelerin tanımlarını, pluripotensi kriterlerini, kök hücre kinetiklerini, “niche” kavramını, kök hücre türleri ve biyolojik özelliklerini sundu. Prof. Dr. Işınsu Kuzu, kök hücrelerin hiyerarşik özellikleri, progenitör hücre biyolojisi ve hematopoetik kök hücreleri örnek alarak kemik iliğinde osteoblastik ve vasküler “niche” mikroçevrelerinin hücresel ve biyolojik özelliklerini anlattı. Prof. Dr. Murat Elçin, fare ve insan embriyonik kök hücrelerinin eldesi, in vitro ve in vivo (fare) ortamlarda kültür şartları, differensiasyon özellikleri ile biyolojik önemini etraflıca sundu. Embriyonik kök hücre araştırmalarının son dört yıl içinde yapılamaması nedeniyle bu konudaki araştırmaların ülkemizde batı ülkelerine kıyasla çok geri kalmakta olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Duygu Uçkan, son yıllarda özellikle doku mühendisliği ve terapötik alanda giderek önem kazanan mezenkimal kök hücrelerinin (MKH) eldesi, in vitro kültürlerde çoğalmaları ve pasaj özellikleri ile immünolojik yönden yararlanabileceğimiz önemli avantajlarına dikkat çekti. MKH’lerin başta kıkırdak ve kas tamiri olmak üzere, pediatrik yaş grubunda depo hastalıkları, dejeneratif hastalıklar, yanıklar, kemik iliği nakli sonrası izlenen graft-versus-host hastalığında (GVHH) tedavi amaçlı uygulamaları ile rejeneratif tıp alanında gelecekteki potansiyel kullanımlarını anlattı.

Prof. Dr. Emin Kansu, vücüdumuzda her dokuya özgül “erişkin kök hücreleri = somatik kök hücreleri (adult stem cells)” bulunduğunu ve bu hücrelerin ontogenez, morfogenez, dokuların idamesi ve iyileşmeleri için önemli olduğunu belirtti. Erişkin kök hücrelerin dokularımızda az sayıda bulunmalarına rağmen ihtiyaç duyulduğunda uyarılarak hücre siklusuna girdiklerini ve mikroçevredeki uyaranların etkisi altında ait oldukları dokulardaki olgun ve fonksiyonel hücrelere farklılaşma (differensiasyon) gösterdiklerini anlattı. Akut viral hepatit sonrasında karaciğer kök hücrelerinin hepatositlere farklılaşmaları sonucunda karaciğer dokusunun 2-4 ay içinde normale dönmesini bu konuya güzel bir örnek olarak verdi. Prof. Kansu, konuşmasının son bölümünde kordon kanı kök hücrelerinin eldesi, uluslararası allojenik kordon-kanı bankalarında saklanmasının kurallarını, biyolojik –immünolojik özellikleri, kullanım avantajları ile günümüzde özellikle pediatrik benign ve malign hematojik hastalıklarda kullanımlarını ve ileride rejeneratif tıpta potansiyel uygulama alanlarını anlattı.

Kursun son konuşmasında Prof. Dr. Mutlu Arat, erişkin kök hücrelerden klinikte en çok deneyimin olduğu Hematopoietik kök hücrelerin (HKH) otolog ve allojenik kök hücre nakillerindeki önemini kapsamlı olarak sundu. HKK nakli yapılacak hastaların seçim kriterlerini, otolog ve allojenik kök hücre uygulama teknolojilerini,hastaları nakile hazırlama rejimlerinin özelliklerini, kök hücre sayıları, hücrelerin kemik iliğine yerleşimlerinin (homing ve engraftment) tanımlarını ve nakil sonrası çıkabilecek erken ve geç devre komplikasyonları etraflıca anlattı. Kök hücre nakillerindeki başarı ve başarısızlık kriterlerine değinerek elde edilen sağkalım ve remisyon oranlarını ulusal ve uluslararası güncel istatistiksel verilerle sundu.

5. Kök Hücre Semyozyumu
Prof. Dr. James Adjaye (Berlin), insan embriyonik kök hücre araştırmalarında 2006 yılında Japonya’dan S.Yamanaka tarafından tanımlanan ve sonrasında hızla geliştirilen “yeniden programlanmış pluripotent kök hücreler”in (induced pluripotent stem cells, iPS) eldesi, moleküler biyolojisi ve genetik özelliklerini verileriyle anlattı. İnsan iPS hücrelerinin hastalıkların tedavisinde gelecekte kullanım potansiyellerini ve araştırıcılar ile klinisyenleri bekleyen bazı teknik ve önemli biyolojik zorluklarını belirtti. Prof. Dr. James Adjaye, fare embriyonik kök hücrelerinde izlendiği gibi iPS-hücrelerinin de in vivo deneylerde SCID/Beige immünyetmezlikli fareye verildiğinde teratom oluşumuna yol açtığına önemle dikkat çekti. Bu iPS hücrelerinin de aynı insan embriyonik kök hücrelerinde olduğu gibi uzun yıllar insanlara verilmesinin mümkün olamayacağını vurguladı.

Prof. Dr. Alexander Medvinsky (Edinburgh), hematopoietik kök hücrelerin canlılarda embriyonik/fötal yaşamdaki ontogenezini, sarı keseden sonra intra-embriyonik bölgede AGM (Aorta-Gonad-Mesonephros) bölgesinden özellikle endotel tabakasından ne şekilde kaynaklanabileceğini fare embriyolorındaki deneysel verileri ışığında anlattı. HKH’lerin fötal yaşamda kısa süreli yönlendirilmeleri ve vasküler endotel tabakası içinden veya hücreler arasından nasıl geçebileceğine ait görüşlerini belirtti. Medvinsky, 1992 ve 1993 yılındaki yayınları ile ilk kez AGM (Aortic- ) bölgesindeki “definif hematopoietik kök hücre” tanımını ortaya atan bir bilimci olarak AGM bölgesinin definitif hematopoez‘deki yerini renkli verilerle ve güzel bir anlatımla sundu.

Prof. Dr. Ernst Holler (Regensburg), kök hücrelerin kemik iliğinden mobilizasyonu, toplanması ve alıcıya (allojenik nakil) verilmesi sonrasında kemik iliğine yerleşme (homing ve engraftment) süreçlerinde hematopoietik kök hücrelerin biyolojik özelliklerini anlattı. Bu süreçler içinde yine “kemik iliği niche” bölgelerine donörden gelen kök hücrelerin nasıl yerleştiklerini, bu hücrelerin biyolojik ve immünolojik özelliklerini belirtti. Allojeneik kök hücre nakillerinden sonra donör lenfosit infüzyonu (DLI) yapılmasının alıcıdaki immünolojik ve hematolojik etkilerine dikkat çekti. DLI uygulamasının özellikle hematolojik malignansilerin seyrinde rölaps biyolojisine olan etkilerini ve DLI uygulamasının GVHH ile immünolojik etkiler yönünden karşılaştırmasını yaparak anlattı.

Dr. Tamer Önder (Boston) normal, “uyarılmış pluripotent kök hücreler (iPS)”, özellikle kanser kök hücrelerinin tanımlarını, biyolojik ve moleküler biyolojik özelliklerini anlattı. Kanserli hastalarda hastalığın tekrarlamasında kanser kök hücrelerin önemini, çevrede bulunan ve kanser gelişiminde istenmeyen etkiler yapan “mikroçevre”nin özelliklerini belirtti. Dr. Tamer Önder, meme kanseri modellerinde tümörlerin metastaz süreçlerinde özellikle akciğere olan yayılımlarda E-Cadherin kaybının çok önemli olduğuna, kanser kök hücrelerinin pluripotent özellikleri ile kemoterapötik ajanlara dirençli olduklarına dikkat çekti. High-output screen teknolojileri ile bu hücrelere karşı ilaç molekülleri geliştirme çalışmalarından bahsetti. Önder, ayrıca iPS hücrelerinin eldesi, biyolojik özellikleri ve “kişiye özgül olmaları” konusunun ileride ne şeklide çözülebileceğine ait yeni bilgiler sundu.

Prof. Dr. Tayfun Özçelik (Ankara), hücre DNA’sında epigenetik değişikliklerin temel moleküler mekanizmalarını, DNA Metilasyonunu, X-Kromozom inaktivasyonunun moleküler basamaklarını ve fizyopatolojisini güzel ve çarpıcı örneklerle anlattı. Prof. Özçelik, kromatin yapılanmasında rol oynayan proteinlerdeki biyokimyasal değişikliklere dikkat çekti. Embriyonik kök hücrelerde XIST inaktivasyonunu belirttikten sonra özellikle otoimmün hastalıklar başta olmak üzere kompleks hastalıklarda genotip-fenotip ilişkilerinde rol oynayan faktörleri tartıştı. Prof. Özçelik, konuşmasının sonunda “mozaism kaybı”nın tanımını yaparak biyolojik süreçlerde önemini tanımladı ve kök hücrelerdeki epigenetik değişikliklerin özelliklerini belirtti.

Prof. Dr. Murat Elçin (Ankara), kök hücrelerini takip etme yöntemlerinin özelliklerini, avantajlarını ve kısıtlılıklarını kapsamlı bir şekilde sundu. Kök hücrelerin dinamik biyolojik sistemler ve süreçler olduğuna dikkat çeken Prof. Elçin, kök hücrelerinin kontrolleri, yerleşimleri ve monitorizasyonları için işaretleme yöntemlerinin çok değerli olduğunu anlattı. Prof. Elçin, bu yöntemler arasında nükleer görüntüleme grubu altında PET ve SPECT, optik görüntüleme bölümü altında Bioluminescence ve Flurorescence yöntemler, nanoteknolojide magnetik, genetik ve floresan probeların özelliklerini kapsamlı bir şekilde belirtti. Ayrıca T1 ve T2 kontrast ajanların kullanıldığı MRI tekniği ile kök hücrelerin nasıl işaretlenebileceğini kapsamlı bir şekilde sundu.

Doç. Dr. Can Akçalı (Ankara), mezenkimal kök hücrelerinin eldesi, farklılaşma özellikleri, immünosupresif etkilerini, biyolojik özellikleri ve rejeneratif tıp alanında potansiyel kullanım alanlarını anlattı. Ayrıca, MKH’lerin doku hasarı olan bölgelere göç edebilme yeteneği ve immün sistemden kaçabilme özelliklerine değindi. Toll-benzeri reseptörler (TLR)’in MKH’lerin immün düzenleyici ve doku hasarı olan bölgelere göç yetenekleri üzerinde önemli olduğuna dikkat çeken Akçalı, bu görüşlerini sıçanlarda geliştirdikleri kısmi hepatektomi modelinde karaciğer rejenerasyonu bulgularıyla birlikte tartıştı.

Sempozyumun son bölümünde ise 4 sözel sunum yer almıştır. Dr. Tuğba Bağcı-Önder (Boston), Dr. Selçuk Sözer Tokdemir (İstanbul), Yard. Doç. Dr. Bülend İnanç (Van) ve Prof. Dr. Erhan Pişkin (Ankara) kök hücre alanında yapmış oldukları özgün çalışmalarını sundu.

Dr. Tuğba Bağcı-Önder (Boston), “Kök Hücre Bazlı Kanser Tedavi Yöntemleri” başlıklı sunumunda laboratuvarında geliştirmiş olduğu glioblastoma multiforme beyin tümörlü fare modelinde beyine yerleştirdiği nöral kök hücrelerin beyinde kanserli hücreler üzerine olan etkilerini anlattı. Araştırmalarında, özellikle çok hızlı ve yoğun bir şekilde büyüyen ve dağılan beyin tümörlerinin yakınına yerleştirilen Nöral kök hücrelerinin (NKH) tümörlere doğru göç edebilme ve tümörlere entegre olabilme özelliğine sahip olduğunu özel biyoluminesans ve fluoresans görüntüleme yöntemleriyle kanıtladığını güzel hazırlanmış slide ve videolarla anlattı. Bu bulgularını yüksek teknolojiyle hazırlanmış videolarda nöral kök hücrelerin gliblastoma multiforme hücrelerine doğru tropismi, belirgin migrasyonu ve takiben NKH’ların tümör hücreleri üzerine olan sitolitik etkilerinin real-time görüntülerini gösterdi. Bu bulgulara bakarak, NKH’ lerinin gelecekte tedavi amaçlı kullanımlarının önemi üzerinde durarak Dr. Tuğba Bağcı-Önder yapmakta olduğu yeni moleküler ve biyolojik araştırmalar hakkında bilgi sundu.

Dr. Selçuk Sözer Tokdemir (İstanbul), hematopoietik kök hücrelerinin miyeloproliferatif hastalıkların fizyopatolojisinde önemini konu alan araştırma bulgularını ve JAK mutasyonlarının önemini sundu.Yard. Doç. Dr. Bülend İnanç (Van), dental pulpa kök hücreleri kullanarak periodontal ligament yapımı konusunda yaptığı araştırmalarının bulgularını ve günümüzde rejeneratif diş hekimliği alanında diş kök hücrelerinin potansiyel kullanımlarını güzel örneklerle anlattı.

Prof. Dr. Erhan Pişkin (Ankara), kök hücrelerinin biyomedikal mühendislik alanında kullanım alanları, uygulama konuları ile bu konularda FP-6 ve FP-7 Projelerine ülkemizden ve H.Ü. Doku Mühendisiliği Bölümü’nün katkılarıyla ilgili kapsamlı bilgi sundu. Prof. Pişkin, ayrıca kraniyal kemik defektlerinde mezenkimal kök hücreler ve doku iskeletlerinin kullanımları konulu araştırma sonuçlarını anlattı.

Her yıl kök hücre araştırmaları ve uygulamalarının önemini göz önünde tutan TÜBA Kök Hücre Çalışma Grubu, bu alanda güncel bilgileri ülkemiz bilimcileri ve genç araştırıcıları ile paylaşmayı amaçlayarak Kök Hücre Kursu ve Kök Hücre Sempozyumu’nu her yıl düzenlemeye devam edecek. TÜBA, bu tür bilimsel toplantıların kök hücre konusuna ve bilimsel araştırmalara ilgi duyan özellikle yüksek lisans ve doktora öğrencileri başta olmak üzere genç akademisyenlere ve öğretim üyelerine önemli bir motivasyon kaynağı olduğuna ve bilgi aktarımı konusunda başarılı bir platform oluşturduğuna inanmaktadır. TÜBA kök hücre konusunda oluşturduğu platform ile hem gelişip hem de bir standart oluşturma amacındadır. Kurumun, çalışma grubunun birikimi ve enerjisi bu iddiayı sürdürüp geliştirebilecek seviyededir. Sempozyumlar ve kurslara ilgi bu göstergenin kanıtıdır.

Kaynak : http://www.tuba.gov.tr